Toplumun yaşam kalitesi yükseldikçe tahammülsüz, şükür süz ve memnuniyetsiz bir hale geliyor belli bir yaşın üstündeki insanlar geçmiş ve günümüz arasında kıyaslama yaptığı zaman nerede o eski günler, o eski dostluklar, o eski ramazanlar gibi peş peşe sıralıyoruz eski ile alakalı özlemleri. Peki ya o eski günler diye söylemlerimizin arasında şunu da sorabiliyor muyuz?  Ben eski ben miyim, dostlarıma eski dostluğu gösterebiliyor muyum, komşularıma komşuluk yapabiliyor muyum vs. peş peşe sıralanabilecek bir sürü öz eleştiri sıralanabilir. Aslında her şeyin cevabı bu sorularda! Kendimize sorduğumuz bu soruların cevabını dürüstçe verdiğimiz zaman birçok boşluk kendiliğinden dolacaktır.

Yaşam kalitesi yükseldikçe tüketim toplumu haline geliyoruz tükettikçe de şükrümüzü kaybediyoruz, olan la yetinmek yerine sahip olduklarımıza karşı bir memnuniyetsizlik içine giriyoruz ve daha iyisini daha üst seviyedekini istiyoruz ve ona da sahip olsak bile kısa süre sonra ondan sıkılıp memnuniyetsiz eşiyoruz ve bu da bizi mutsuzluğa itiyor.

Elimizdeki mevcut olanla yetinmek yerine en iyisine sahip olma duygusuyla sonunu düşünmeden kredi kartı gibi isteklerine hemen sahip olabilmeni kolaylaştıran imkânlara başvuruyoruz ve sonunda borç batağına saplanıyoruz ödemeyle bitiremeyeceğimiz bir batağa sürükleniyoruz ve anlık mutluluk özlemleriyle mutsuzlaşıyor ve yalnızlaşıyoruz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fatih Akova
Fatih Akova

Lorem ipsum dolor sit amet consectetur adipiscing elit dolor

Son Yazılar

X